RSS | Yorumlar

KADIN,ERKEK VE AİLE (1)

0 Yorum
KADIN,ERKEK VE AİLE (1)

Sevgili okuyucularım; zaman zaman yazılarına yer verdiğim Sosyolog Metin Murat Aslan’ı tanıdıkça onun başka kimlik ve özelliklerini de görüyorum…

Dinsel konuları çok iyi analiz eden ve objektif yorumlayan Metin Murat’ın sosyolojiyi de hakkıyla betimleyen biridir. Aslında Metin’in emniyet’te değil de bir üniversite de akademik çalışmalarını yürütmesi gerekirdi.

Dün bana “Kadın, Erkek ve Aile (1)” adlı çalışmasını gönderen Metin Murat Arslan’ın bu çalışmasını zevkle okudum. Belli ki birçok kaynak ve verilerle hamuru yoğrulmuş olan bu çalışmaya ciddi emek verilmiş. Bu emeğin okuyucuyla buluşması, yerini bulması ve bir nebze de olsa fayda sağlanması için bende elçilik yapmak istedim. Yalnız Metin beyin elinin ayarı yoktur. Yazısı yine uzun olmuş ama sabırla okunması gereken bir yazı.

İşte kadın, erkek ve aile hakkındaki çalışması…

Kadın, Erkek ve Aile konusunu seri halde makaleler oluşturarak okuyucunun istifadesine kazandırmaya çalışacağız. Kadın ve Erkeğin hem fiziki, hem de psikolojik olarak yaratıldığı şüphesizdir. Bu temel farklılıklar iki cinse farklı tavır, tutum, davranış ve düşünme biçimi sağlamıştır. Yaratılmışların en şereflisi, en üstünü olarak kültürümüzde tanımlanan insanoğlu, iki cinse ayrılırken yaratılış hikmetine dayanarak birbirini bütünleyici tarzda yaratılmışlardır. Belirtilen fiziki ve psikolojik farklılıklar birbirini bütünlemek adına olup, birbirinden eksiklik veya üstünlükleri anlamını taşımamaktadır.

Dolayısıyla sosyolojik anlamda da bu temel farklılıklardan dolayı yaşamdaki statü ve rolleri de farklı olmaktadır. Bu tanımlamalar kadın ve erkeğin hak ve hukuk açısından eşit olmasını da engellememektedir.

Kadın ve erkek açısından en önemli sosyal kurum aile ve evlilik işlemidir. Bu nedenle ilk önce bu yönde açıklamalardan sonra bu yöne aykırı, karşıt fikirlere de değinerek konuya açıklık getirmeye çalışacağız.

Kutadgu Bilig’de kadına dört değer atfedilmektedir: Hikmet, iffet adalet ve cesaret’tir. Hikmet, akılla yoğrularak fazilete; iffet, güzellikle birleşerek zarafete; adalet, sadakatle bütünleşerek metanete; cesaret, vicdan ile karışarak merhamete dönüşmektedir.

Ailede kadın eşsiz bir pırlantadır ve bu pırlantanın da korunması gerekmektedir. Kadın ailede nesillerin birinci derecede öğretmeni, eğiteni, yol gösterenidir; dolayısıyla erkekten daha fazla eğitilen ve eğiten olmasını da gerektirmektedir.

Hz Havva’nın Hz. Âdem’in eğe kemiğinden yaratılmış olduğu hususundaki hadis; kadınlara daha iyi davranılması, kendilerine karşı sertlik gösterilmemesi noktasında ki bir teşbihi ifade etmektedir. Üstünlük hususunda kadın erkek cinsiyet ayrımı kültürümüzde yoktur.

İnsan mahiyetinin bir tarafını erkek, diğer tarafını kadın oluşturur. Dolayısıyla yaratılışta erkek kadın ayrımı ve birbirlerinden birisinin üstünlüğü söz konusu değildir.

Sadece kadın erkek arasında tabiatı, niteliği, değeri ve boyutları bakımından eşitlik olmadığı gibi; bu hususlarda kadın-kadın arasında da, erkek-erkek arasında da eşit değildir. Çünkü her insanın kendisine mahsus özellikleri ve dünyası vardır.

Dolayısıyla insanlar arasında mutlak manada eşitlik yoktur. Atomlardan bitkilere, bitkilerden hayvanlara, hayvanlardan insanlara kadar her şey çift yaratılmıştır. Bu yaratılıştaki çiftler bir bütünün tamamlayıcısıdır; birbirinin desteğine muhtaçtır. Bu nedenle eksik olan erkek ve kadın bir araya gelerek eksikliklerini birbirlerinde tamamlayarak bir bütünü teşkil ederler.

Kadın ve erkek birbirinin eşiti olmadığı gibi, rakibi de değildir. Bir bütünün yarıları olan erkek ve kadın birbirinden farklı olan yarılardır ve bir araya geldiğinde bir bütünü tamamlayacaktır. Bilindiği gibi aralarında fizyolojik ve psikolojik pek çok fark vardır.

Aynı zamanda kadın erkeğin; erkekte kadının biyolojik yönden ne daha gelişmişi veya daha az gelişmişi de değildir.

Erkek ve kadın yaratılıştan var olduğu halleriyle olduğu gibi kabullenilmelidir. Eski kültür ve gelenek, kadının fitne olduğunu, kocasından izinsiz evinden dışarı çıkamayacağını, babası ölse bile cenazesine gitmemesi gerektiğini söylüyor.

Kadına, okumayı-yazmayı, çalışmayı yasaklıyor. Onların akıl ve din yönünden eksik olduklarını, Cehennem halkının çoğunluğunu oluşturduklarını ifade ediyor. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, kadının gerçek anlamda eğitilemeyeceğini, çünkü onun aslının eğri bir kemikten yaratıldığını iddia ediyor.

Kısacası kadına, onun fıtratına aykırı bir rol biçiyor. Kadının günümüzdeki sosyal konumu ve geleneğin ona biçtiği fıtrata aykırı bu rol, bir ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır. Bunların çoğu, tarihi çok eskiye, antik çağlara uzanan bir takım kalıp yargıların ürünü veya teşbih ifade eden hadislerin gerçekmiş gibi algılanmasından kaynaklanmaktadır. Dünyanın öküzün boynuzlarında olduğuna dair teşbih ifade eden hadis gibidir.

Ayrıca bir çok ifade hadis diyerek uydurma hadisler bulunmaktadır. Bunlar: Kadınların akılları şehvetlerindedir. Kadınlara itaat pişmanlıktır. Kadınları Allah geride bıraktığı gibi sizde geri bırakın. İnsanın insana secde etmesi caiz olsaydı, kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim. Eğer kocanın tepesinden ayağına kadar bütün bedeni irinler içinde kalıp hanımı o irinleri diliyle silerse,yine de ona karşı teşekkür etmek vazifesini eda etmiş sayılmaz. Namazı katleten şeyler köpek, eşek, domuz ve kadındır. Uğursuzluk kadında, evde ve attadır.

Mevlâna, gerek Kuran’ın ve gerekse tarihî gelişimi içerisinde kadınlar hakkında oluşan müspet veya menfi zihniyete paralel olarak Hz. Peygamber’den gelen rivayetler ister terk edilmiş isterse sansüre tabi tutulmuş olsun, Hz. Peygamber’in uygulamalarının özünü kavramış bir şahsiyettir. Kuran’da: “Allah sizi bir tek nefisten ve kendisiyle huzur bulsun diye esini de aynı orijinden var edendir.” (Araf, VIII, 189) ayeti ile Hz. Peygamber’in “Cennet anaların ayakları altındadır” hadis-i şerifi ve yine;

Hz. Peygamber’in Veda Hutbesi’nde : “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmeyi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.” seklindeki sözleri ve ayrıca Hz. Peygamber’in, “Hayırlınız ehline hayırlı olanınızdır. Ben ehlime en hayırlı bir kişiyim; kadınları, ancak kerem sahibi kişi ulular; onları aşağılayansa ancak kötü kişidir” hadis-i şerifi Mevlâna’nın en önemli referanslarıdır.(Câmi, II, s. 6,9).

Kadın–erkek eşitliği Batılı yazarların ve düşünürlerin, son devir politik ve hukuki amaçlı yazılar ve uygulamalar hariç, üzerinde durduğu konular değildir Kadın problemine tek bir zaviyeden bakan bu düşünürler, kadın hakkındaki fikirlerinde, pratik amaçlı realist bir düşünce içinde kalmaya çalışmışlardır. Mevlâna’da ise kadın problemine iki zaviyeden bakıldığını söyleyebiliriz.

Meziyet ve zaafı ile beraber ele alınan kadın, ayet ve hadislerin ışığı altında ve ayrıca tasavvuf ve Türk töresinden gelen bir anlayışın perspektifinde incelenmiştir. O, annelik ve Hak yolunun saliki olması cihetiyle ulvî derecelere çıktığı gibi, zaaf, hile düzen ve şehvet gibi menfi sıfatları sebebiyle de süflî derekelere inebilmektedir.

Kadın, Mevlâna’nın indinde gerek yaratılış ve gerekse inanç, ibadet, mükâfat evlilik ve tercih hakkı gibi konularda erkekle daima eş değerli bir varlıktır. Mevlâna bu düşüncesini sadece eserlerinde islememiş aynı zamanda kendisi bizzat hayatında da uygulamıştır.

Kadının kıymet ve yüceliğine sık sık vurgu yapan Mevlâna, “Kadın, Hak nurudur, sevgili değil… Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil!” sözü ile kadını, yaratılmış mahlûk değil mecazi anlamda yaratıcı olarak görmektedir. Bu tanımlama ile kadın, erkeğe oranla daha hassas, daha duygulu, daha merhametli, daha sabırlı ve daha şefkatlidir.

Hatta erkeğe oranla daha farklı tecellilere mazhar olmaktadır. Kadının yaratılışındaki ilâhî tecelliler, erkeğe oranla daha fazla olduğu için, kadın, alelâde bir varlık değil, üstün bir varlıktır. Ruh ve mana yönünden erkekten daha güçlüdür. Çünkü kadın, hayatın devamlılığını sağlamada vazifeli, Allah’ın güzelliğinin ilâhî bir tecellisi, yaratıcı kudretinin bir yansıması ve ilâhî mukadderatın temel direğidir.

Her mahlûk gibi kadın da fanidir. Ölmeye ve çürümeye mahkûmdur. Ona ariyeten(geçici)  verilen güzellik, onun değildir. Kadının kendisi, maddî varlığı ile mahlûktur. Fakat ona belirli bir zaman için verilen Hakk’ın güzelliği ve manevî gücü ile o, yaratıcı sayılmaktadır. Mevlâna’nın bu yaklaşımları, Hakk’ın güzelliklerini kendinde toplamış bir varlık olarak, kadına karşı duyduğu hayranlık ve saygının bir ifadesidir. Kadının evlilikle en büyük kazanımı annelik duygusudur. Annelik duygusu ile kadınlar, daha hisli, şefkatli, merhametli ve muhabbetli konuma yükselirler.

Bunun sonucu olarak kadınlar, çocuklarının terbiyecisi, ailenin huzur kaynağı ve kocaların sükûna erdiği isimler hâline gelirler. İffetli ve edepli annelerin elinde yetişen çocuklar da bu tür çocuklardan müteşekkil cemiyet de yozlaşmaktan kurtulur.

Özetle kadının cinsiyetinden çok kimliğine vurgu yapan Mevlâna, kadına insan olarak gerekli payeyi vermiş, kadının toplumdaki statüsüne dikkat çekmiş ve kadının saygı duyulması gereken bir varlık olduğunu vurgulamıştır.

Kadın ve erkeğin birbirine üstünlükleri iddiasını reddetmiş, her ikisini de bir bütünün iki ayrı parçası olduğuna, mutlak eşitlikten ziyade aralarındaki denkliğe dikkat çekmiştir. Erkekler kadar kadınların da maneviyat yolunda er kişi sayılabileceklerini beyan etmiştir. Kadını Hakk’ın cemal tecellisi olarak görmüş, kadının kemal yolunda erkeğe oranla kısa zamanda daha fazla mesafe alabileceğini dile getirmiştir. Kadına karşı uygulanan baskı ve zorlamaları cahil kişilerin işi olarak görmüş, akıllı şahsiyetlerin kadına karşı ölçü ve saygıyı elden bırakmayacaklarını söylemiştir.

Gerek kadının, gerekse erkeğin kişiliklerini evlilikle kemale erdirdiklerini, kadının annelik vasfı ile yaratıcılık ruhunu açığa çıkardığını beyan etmiştir.

Yaratıcı, üstün ve erdemli vasıfları ile kadını sık sık tebcil eden Mevlana, bazen de onu olumsuzlayan bazı değerlendirmelerde bulunmaktadır.

Kadının cinsel sömürü aracı olarak görülmesine, kadınlık onurunun şehevî arzulara peşkeş çekilmesine ve kadını insanlığından ziyade cinsel bir meta gibi değerlendiren yaklaşımlara reddiyede bulunmuştur.

Cüneyt ALPHAN – habercininsitesi.com

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

17 MAYIS 2012 - METİN MURAT ARSLAN GİTMELİ Mİ-KALMALI MI?
11 MAYIS 2012 - AKIL ARTI KAHVE 5,5 TL’YE SATİLİR!
28 NİSAN 2012 - ASPARAGASIN SON HANEDAN’I NACİ SAPAN!
25 NİSAN 2012 - DEMOKRASİNİN YÜREĞİNDE BOMBA PATLADI!
23 NİSAN 2012 - BDP’NİN 23 NİSAN KARARI SAMİMİ DEĞİL!
17 NİSAN 2012 - CHP’Lİ DEĞER “BENİM KOD ADIM YOK”
14 NİSAN 2012 - BENİ FİŞLEYEN BİR’E OHH OLSUN!
7 NİSAN 2012 - SOYTARI SAY’IN SALYALARI!
4 NİSAN 2012 - AYSIZ GECELERİN MÜCAHİD’İ...
31 MART 2012 - BİR MÜLTECİNİN HÜZÜNLÜ ÖYKÜSÜ!
25 MART 2012 - KCK’NİN KRALI-KRAL ABDULLAH
25 MART 2012 - BAYDEMİR’CİLERİN ŞAHSIMA TEPKİLERİ…
23 MART 2012 - BAYDEMİR’İN ARKASINDAYIM AMA…!
19 MART 2012 - YENİ ANAYASA SİVİL OLACAK MI?
8 MART 2012 - KADINA ŞİDDETİN SOSYOLOJİK TARİHİ!
5 MART 2012 - POZANTI PİSLİĞİ VE DEVLET!
4 MART 2012 - CHP’Lİ BAŞKANIN OĞLUNDAN ÖLÜM TEHDİDİ!
29 ŞUBAT 2012 - VALİ ŞAHİN: “KONTR-GERİLLA YOKTUR”!
27 ŞUBAT 2012 - KADIN, ERKEK VE AİLE (4)
22 ŞUBAT 2012 - DENİZ KÜLLERİ’NİN ESRA (RENGİZ) AŞKI!
06 OCAK 2012 - POLİS AKADEMİSİ İZLENİMLERİM!
29 ARALIK 2011 - ÜŞÜYORUM ANNE!
27 ARALIK 2011 - KADIN,ERKEK VE AİLE (3)
25 ARALIK 2011 - KÜRT GAZETECİLERE BASKI VE NAMIK TARANCI CİNAYETİ!
22 ARALIK 2011 - MELE’LERİN ONURU İADE EDİLMELİDİR!
20 ARALIK 2011 - KADIN,ERKEK VE AİLE (2)
19 ARALIK 2011 - İNSANLIĞIN VİCDANIN DA ERMENİ SORUNU!
16 ARALIK 2011 - MOLLALARIN ÇAPKINLIĞI!
11 ARALIK 2011 - KADIN,ERKEK VE AİLE (1)
05 ARALIK 2011 - KILIÇDAROĞLU VE BAYKAL’IN DERİN SAVAŞI
04 ARALIK 2011 - TARİHSEL HAKSIZLIK VE ÖZÜR
01 ARALIK 2011 - PKK-KCK YORUMLANIRKEN GÖZDEN KAÇANLAR
30 KASIM 2011 - UMUTLARIN BİTTİĞİ YER!
28 KASIM 2011 - SÜRGÜNLERİN TORUNU “SEYREK”
09 KASIM 2011 - BİR VALİ’NİN EN CESUR İTİRAFI!

facebook'ta paylas Facebook'ta paylas share this article on stumbleupon share this article on digg share this article on reddit share this article on linkedin share this article on google bookmarks share this article on blinklist share this article on furl share this article on sphinn share this article on newsvine

Bu Habere Yorum Yapın..

DİKKAT!..

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, YORUM KURALLARI'na gözatmanızı tavsiye ederiz.

Site Ekle 24