MEVSİMLİK İŞÇİYDİ OYUNCU OLDU!
Belediye’de mevsimlik işçi iken tesadüf eseri belediyenin tiyatrosunda oyunculuğa başlayan ve Arka Sokaklar,Vazgeç Gönlüm,Sıla gibi popüler dizilerde’de oynayan oyuncu ARAM KILAVUZ hayat ile ilgili tüm bilinmeyenleri habercininsitesi.com’a anlattı…
İşte o röportaj…
-Aram Kılavuz kimdir?
Aram Kılavuz, her şeyden önce bir insandır. Yaşadığı gezegenin bütün insanlarını, hayvanlarını ve doğasını seven, ‘’İnsanım’’ demenin tüm sorumluluklarının farkında olan ve içindeki çocuğun büyümesine izin vermemiş bir insandır. Günümüz yaşam şartlarında kendi ayakları üstünde durmaya çalışan ve bunun için de kendi mesleğinden kimi zamanlarda uzak kalmış alaylı bir tiyatro oyuncusudur.
-Çok ilginç bir oyunculuğa başlama hikayeniz var.. Bize biraz anlatır mısnız?
Galiba ilginçlik tanımınıza katılmaktan başka seçeneğim yok,çünkü bence de çok ilginç bir hikaye.Yıl, 1996’nın sonlarıydı. Askerliğimi bitirmiş bir torpil kanalı sayesinde belediyeye, sadece birim adı var olan bir bölümde ‘’mevsimlik işçi’’ statüsünde işe başlamıştım. Refah Partisi dönemiydi. 10 – 15 kişi kadar vardık. Yaptığımız tek şey her gün mesai saatleri boyunca bir odadaki sandalyelerde oturmak, konuşmak ya da odadaki mesai arkadaşlarımızı dinlemekti. Genelde propaganda rengindeydi sohbetler. Bu renk kısa bir zamanda canımı sıkmış hatta işi bırakmamı bile düşündürtmeye başlamıştı. Bir gün görevli bir memur mesaimizin en yoğun olduğu bir anda bölümümüzün kapısını açıp adımı söyledi. Ayağa kalktım, bana başkan yardımcısının beni çağırdığını söyledi. Şaşırmıştım. Hem de çok şaşırmıştım. Adamın ardından yürürken nedenini bulmaya çalışıyordum kendimce ama olmuyordu… bulamıyordum… bulamadım da zaten. Başkan yardımcısı beni iyice süzdükten sonra, ‘’ Listeye baktım sen lise mezunuymuşsun. Bizim tiyatrocular bizden oyuncu istediler. Sen yapabilir misin? ‘’ dedi. O ana kadar belki de iki ya da en çok üç kez bir tiyatro salona gitmişliğim vardı. Ama o an benden oyunculuk yapıp yapamayacağım soruluyordu. Düşündüm.. ve dudaklarım ‘’evet’’ dedi. Başkan yardımcısı, ‘’ emin misin?’’ dedi ben, yine ‘’evet’’ dedim. ‘’İbrahim’’ dedi, ‘’bu kardeşimizi al yönetmene götür ve benim yolladığımı söyle’’ dedi. İbrahim’in ardı sıra yürüyordum. Bir kat çıktıktan sonra meclis salonunun kapısında ‘’ Prova vardır, girilmez!’’ yazısını gördüm. Tıkladı İbrahim o kapıyı. Aralandı kapı ve hiç görmediğim bir yüz gördüm. Bu yönetmenin ta kendisiydi. İbrahim kısaca anlattı her şeyi ona. Yönetmen bakıyordu bana, ben de ona. Bana, ‘’oyuncu musun?’’ dedi. Dudaklarım bu kez ‘’hayır’’ demek zorunda kaldı. Yapabilir misin oyunculuğu dediğinde yine ‘’evet’’ deyiverdim.İçeriye girmemi istedi, girdim. Salondaki tüm oyuncular bana bakıyordu. Kimisi alaylı bakışlarla, kimisi meraklı hatta kimisi de acıyarak. O an keşke evet demeseydim diye geçirdim içimden, ama ok yaydan çıkmıştı. Provaları vardı, yerde bir oyuncu bağırıyordu ‘’ekmek’’ diye. Bana, ‘’onun gibi yapabilir misin?’’ dedi. Yine evet dedim. Uzanmamı söyledi uzandım ve o anki sahnenin alt metininden söz etti bana ve herkes kenara çekilip prova meydanı bana bıraktı. Uzandım yere yavaşça. Duyulur duyulmaz bir sesle ekmek dedim, yönetmen olmadı dedi. Biraz daha yükselttim sesimi yine olmamıştı. Doğruydu belki olmuyordu, yapamıyordum ama yerdeyken ben diğer oyuncuların o anki halimi bir eğlence olarak gördüklerini çok iyi hissediyordum. Sonunda bağırdım tüm gücümle. Yönetmen, ‘’galiba bu kez iyi oldu’’ dedi. Kaldırdı beni yerden ve elime oyunun tekstini verdi tabi oynayacağım rolü de işaretleyip eve gider gitmez o karakterin repliklerini ezberlememi istedi. Ezberledim. Provalarda benden istediği mizansenleri istendiği gibi yaptım. Prömiyer akşamında da bana verilen görevi eksiksiz yerine getirdim. Seyirciyle sahnede ilk karşılaşmam nerdeyse kalbimi durduracaktı. Hele ki oyundan sonra bir izleyicinin kulise gelip, ses tonumun çok güzel olduğunu söyleyip tebrik etmesi ben de çok büyük bir etki ve heyecan yarattı. O an içimden’’sanırım kurtuldum propaganda renkli mesailerden’’ diye geçirdim ve gülümsedim kendi kendime. Evet farkındayım çok uzadı ama bunu anlatırken özet geçemiyorum bir türlü Ali İhsan Bey.
-Bu zamana kadar hangi projelerde yer aldınız?
Oyunculuğa ilk adımımı 1996’da attım ama malum hayat şartları yüzünden sürekli sahnede kalamadım. Yani toparlarsam, on üç yıllık oyunculuk geçmişimde sanırım beş yıl kadar tiyatro sahnesinde kalabildim. Projelere gelince, On’a yakın tiyatro oyunlarının kiminde figürasyon, yardımcı rol ve baş rol oynadım. Tiyatro dışında ise, sırasıyla Birisi, Beşik Kertmesi, Yer Altında Bir Dünya, Aşka Sürgün, Sıla, Vazgeç Gönlüm ve en son da Arka Sokaklar’da çeşitli rollerde oynadım. Sinema olarak da, Zilli Kurt ve Pres projelerinde yer aldım.
-Sizce sanat nedir? Sanata ve sanatçıya bakış açınız nedir?
Tarihe baktığımızda filozoflar, sanatçılar, liderler hatta sanat severler, sanatın tarifi için farklı tanımlarda bulunmuşlardır. Barıştır sanat. Özgürlüktür. Sevgidir. Aşktır. Bence sanat nedir sorusunun, iki kere iki sorusunun cevabı gibi tek bir yanıtı yoktur. Ben sanatı insan yüzlerine benzetirim. Kesinlikle tek bir görünümü olmayan, kimi yüzlerin sevildiği, kiminin sevilmediği gibi ama sonuçta çirkin’i de güzel’i de bir ya da ayrı tablolarda kendine has bir estetik ve bakış açısında birleştirendir diyebiliriz. Sanatçıya gelince, kısaca tüm yüzleri seven, üretendir, diğer insanların penceresinden hayata ve insana bakan aynı zamanda diğer insanların bakması için kendi penceresini sonuna dek açandır demek istiyorum.
-Aram Kılavuz dünyaya ve Türkiyeye hangi pencereden bakıyor?
Aram Kılavuz, Türkiye’ye ve dünyaya hem kendi hem de diğer insanların penceresinden bakandır. En çok bakmayı sevdiği pencereler, barış, sevgi, saygı, özgürlük pencereleridir. Bazen gördüklerine üzülen, mutlu olan ve güzel olması için, hayatın yaşanılır bir hale gelmesini hayal edendir.
-Peki biraz hayal gücümüzü çalıştıralım isterseniz..Dünya bir sahne, insanlar oyuncu ve siz de yönetmen olsaydınız ortaya nasıl bir oyun çıkardı?
Güzel bir soru teşekkür ederim. Bu oyunun adı kesinlikle ‘’Güzel Dünya’’ olurdu. Çünkü içinde bulunduğumuz yüzyılda insanlar gerçekten güzelliklere aç kalmış durumda. Biliyorum hiçbir zaman bu dünya ve içindekiler istediğimiz ya da hayal ettiğimiz gibi bir duruma gelemeyecek ama olsun hayal etmek de güzeldir. Böyle olduğunu hayal eden bir oyunu yansılamak da insana rahat ve mutlu bir nefes aldırır. Mış gibi’yi sokmam gerçek hayatıma ama hayallerimden hiç eksiltmem. Çünkü hayal etmek, su altında iken ciğerleri oksijensizlikten patlamak üzere olan birinin su yüzüne çıkıp havayı ciğerlerine derin derin çekmesi gibidir. İnsan umutla vardır. Oyunumuza dönelim, kötü insanların yenildiği ya da iyi olduğu bir oyun olurdu bu oyun. Pandora’nın kutusunu da ekleyecektim oyuna ama bu kutu hiçbir şekilde açılmayacaktı.
-Oyunculuk hayatınızda unutamadığınız bir anınız var mı?
Olmaz olur mu? Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iken Ömer Polat’ın ‘’Aladağlı Mıho’’ adlı köy-seyirlik oyunu oynuyorduk. Belediyemiz, bazı organizasyonlarından biri de tiyatroyla hiç tanışmamış insanları tiyatroyla tanıştırmak ve tiyatroyu sevdirmekti. Yine böyle bir organizasyonda suarede salon hınca hınç doluydu. Sahnenin orta yerinde sigara içtiğim bir sahnem vardı. O sahnede bir ara salondaki seyircilerden birinin çakmak yaktığını görür gibi oldum ama emin değildim malum, sahnede iken seyircileri net göremiyor insan. Ama oyun arasında görevli bir arkadaştan sordum bunu. O da evet dedi. Bir amca muhtar çakmağıyla kaçak tütünden sardığı sigarasını yakmış. Bunu gören arkadaşımız uygun bir şekilde amcaya salonda sigara içmenin yasak olduğunu söylemiş ama, amcamız da aynen şöyle demiş ‘’ Adam sahnenin ortasında sigara içiyor ona bir şey demiyorsunuz! Ben salonda içince mi yasak oluyor ha?!! ‘’ evet aynen böyle demişti amcamız. Bunu asla unutamam…
- Bu güzel sohbet için size çok teşekkür ediyorum.Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ben de size çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok zevkli bir sohbet oldu. Ayrıca birebir yaptığım ilk özel röportajım oldu. Bunun için de size ve habercininsitesi’ne yürekten teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum…
HABERCİNİNSİTESİ / ÖZEL HABER
Bu Habere Yorum Yapın..
Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.
Bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, YORUM KURALLARI'na gözatmanızı tavsiye ederiz.


















Cok teşekkür ediyorum; bu değerli oyuncuyu yakından tanıma fırsatı sağladığınız icin kendisine ve siz habercinin sitesine şükranlarımı sunuyorum.