RSS | Yorumlar

MODERN ZAMAN ÜFÜRÜKÇÜLERİ!

0 Yorum
MODERN ZAMAN ÜFÜRÜKÇÜLERİ!

Televizyon gazetecisi Bihter Can ÇAVUŞOĞLU,bundan sonra yazılarıyla habercininsitesi.com’da olacak…

Gazeteci Bihter Can Çavuşoğlu’ndan yine gündem yaratacak bir yazı…Modern Zaman Üfürükçüleri toplumumuzun utanç verici bir yarasına parmak basıyor. Halen falcılardan, sözde cinci hocalardan, üfürükçülerden medet uman insanlarımız var. Ve bu insanlarımızın kanını emerek geçinen şarlatanlar…

İşte o yazı…

Bazen şöyle bir etrafıma bakıyorum, olup bitene kulak kabartıyorum da; “Orta Çağ’da mıyız?” demekten kendimi alamıyorum.
Bu yüzyılda, bilim ve teknoloji bu boyutlardayken; gerek dini gerek ilmi bilgilere bu kadar çabuk ulaşabilirken halen okumayıp, araştırmayıp bir takım falcılardan, gelecekten haber veren sözüm ona cin sahibi medyumlardan, büyücülerden medet umanların yaşadığı bir toplumdayız.Maalesef…

İlahiyatçı değilim; ama Kur’an-ı Kerim’in tefsirine baktığımız zaman bu konuyla ilgili her bilgi çok açık şekilde ifade  ediliyor. Bazı İslami gerçekleri bilmemiz için ilahiyatçı olmamız da gerekmiyor inanın. İslam inancında gaybı veya geleceği Allah’tan başka kimse bilemez. Kaldı ki Allah-ü Teala, Kur’an-ı Kerim’de Enbiya Suresi 107.ayette “Resulüm Muhammed! Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” der. Yine bir kutsi hadisinde şöyle buyurur: Habibim, Resulüm Muhammed’im, eğer seni yaratmasaydım bütün bu kainatı yaratmazdım. Senin hürmetine yarattım.

Tüm bunları neden örnek gösterdim? İşte Allah’ın katında bu kadar değerli olan, İslam Peygamberi Hz.Muhammed’e bile gaybı veya geleceği bilme özelliği verilmemiştir. Bunu da Kur’an’da yer alan ifadesinde (Araf, 188.ayet) Peygember Efendimiz şöyle açıklar: Şayet gaybı bilseydim çokça hayır işlerdim ve bana bir kötülük de dokunmazdı.

Bakın, yaratılmış en değerli insan olan Peygamberimiz  “Bana bir kötülük de dokunmazdı.” diyor. Çünkü Efendimiz’e İslamiyet’i yayma aşamasında çokça kötülük yapılmıştır.  Yine bilinen bir gerçek vardır ki; Peygamber Efendimiz’e Yahudi hizmetçisi tarafından sihir bile yapılmıştır. Nitekim İbn-i Abbas ve Hz. Aişe bunu şöyle rivayet etmişlerdir: Hz. Peygamber’in Yahudi bir hizmetçisi vardı. Yanında Hz. Peygamber’in tarağından dişler vardı. Bunları Yahudilere verdi. Onlar da bu dişlerle Hz. Peygamber’e sihir yaptılar. Bu işi yine Yahudi olan Lebid bin A’sam yaptı. Daha sonra Yahudi hizmetçi bu sihri Eris kuyusuna gömdü. Cebrail (A.S.),  Felak ve Nas surelerini indirerek bu sihrin yerini ve sihri kimin yaptığını Hz. Peygamber’e haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Hz. Ali’yi o kuyuya gönderdi. O da kuyunun suyunu boşalttı. Kuyudaki taşın altından da sihir yapılan tarağın dişlerini çıkardılar. Bunlarla beraber bir de yay kirişi vardı. O kirişte on tane de düğüm vardı. Alıp onu Hz. Peygamber’e getirdiler. Hz. Peygamber de o düğümlerin üzerine Felak ve Nas surelerini okumaya başladı. Her bir ayeti okuduğunda bir düğüm çözülüyor ve Hz. Peygamber hafiflik buluyordu. İki surenin okunması bitince son düğümde çözüldü. Hz. Peygamber  de rahatladı ve şifa buldu.” (Buhari, Müslim)

Hal böyle iken; yaratılış sebebimiz olan Peygamber Efendimiz’e bile sihir yapılmışken, bu olay üzerine Nas ve Felak sureleri indirilmişken,  gelecekten haber verme meziyeti kendisine bile bahşedilmemişken ve kendisine yapılan bir sihri bile ancak Allah’ın bildirmesiyle öğrenebilmişken; nasıl oluyor da falcılardan, üfürükçülerden, cinleri olduğunu iddia eden şarlatanlardan medet umulabiliyor?

Cinler ve insanlar Allah’ın buyurduğu üzere kendisine kulluk etmek üzere yaratılmıştır. Hz.Süleyman’dan başka gelmiş geçmiş hiçbir insan cinlerle konuşma, onlara emretme özelliğine sahip olmamıştır ve olmayacaktır. Bu da Sebe Suresi 12-14.ayetlerde şu sözlerde açıkça ifade edilir: Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da  Süleyman’a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbi’nin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden  sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.  Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar geniş leğenlerden, sabit  kazanlardan ne dilerse  yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!  Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen  bir ağaç kurdu gösterdi. Sonunda yere yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.

Ayetin son cümlesi oldukça manidar: ”Cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.” Her şey aslında bu kadar açıkken, halen sözüm ona cinci şarlatanlardan, falcılardan para karşılığı yardım dilenen, gelecekten haber vermesini bekleyen, başkalarının kaderleriyle bu şarlatanlar sayesinde oynayabileceğine inanan insanlarımız var.

‘Kelin merhemi olsa kendi kafasına sürer.’ misali bu şarlatanlar madem ki bilinmeyeni bilme özelliğine sahiptirler neden kendilerini her türlü maddi sıkıntıdan kurtarabilecek defineleri bulmazlar, her şeyi bilebildikleri gibi şans oyunlarının rakamlarını  da bilip büyük ikramiyeleri tutturmazlar da semtine göre değişen ücretler karşılığında zavallı insanların dini ve beşeri duygularıyla oynarlar? Daha da kötüsü bu sapkınlardan medet umanlar bu gerçeği nasıl olur da göremezler?

Bir süredir bu konu hakkında araştırmalar yapıyorum. Türkiye’nin muhtelif yerlerinde ün salmış sözde büyük hocalar, üfürükçüler mevcut ve bunların geçimini sağlamasına destek olan bu hurafelere inanan insanlarımız. İmanın şartlarından biri de “Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmek.” Daha açık bir ifadeyle kimsenin kaderini ve yaşayacaklarını değiştirebilme veya yaşayacaklarını önceden haber verme gibi bir güç hiçbir insanın elinde yok. Peygamber Efendimiz, “Bir falcıya müracaat edip de ondan bir şey soranın 40 gün namazı kabul olunmaz.”  demiştir. Üstelik fal ve büyü insanı dinden çıkaran, Allah’a ortak koşma anlamındaki ‘şirk’e giren kesinlikle yasaklanmış uğraşlar olarak ifade ediliyor. İnsanların inanç dünyalarını sömürerek hayatlarını hem de çok müreffeh şekillerde idame ettiren bu şarlatanlar hem insanlığa hem de toplumumuza sözcüklerle anlatılamayacak kadar büyük zarar. Sayıları her geçen gün mantar gibi artan bu din tacirlerine ne zaman dur denilir, kökleri ne zaman tamamen kazanır bilinmez ama gidişat hakikaten utanç verici. Bu arada bahsettiğim bu tacirlerin yerleri gizli saklı da değil; hatta çoğu bazı televizyon programlarına da göğüslerini gere gere katılıyor ve yaptıkları kutsi(!) görevi ballandıra ballandıra anlatıyor. Nasıl çıkmasınlar ki reyting kavgasıyla boğuşan muhteşem bilgilendirici programlara? Müşterileri bol.Kadının başı ağrısa, adamın işi bozulsa, çocuğun karnesine zayıf gelse soluk üfürükçülerde alınıyor; acaba büyü mü yapıldı diye? Ah hele bu tacirleri o ekranlarına çıkaranlar ve reyting iştahıyla vampir gibi anlık ölçümlere bakarak programları yönlendiren yöneticiler yok mu? Ağızlarından yanaklarından kan süzülüyor da oralı olmuyorlar,  reyting alsınlar ki firmalar o kuşağa reklam versinler, ay sonunda cepleri dolsun. Toplum kimin umrunda? Modern zaman üfürükçülerinin destekçileri onlar çünkü…

“Bu kadar kandırılmak, aptal yerine konmak yetmedi mi?” diye haykırasım geliyor.

Zira ne çare…

Ne dersiniz Orta Çağ’dan uyanma vakti değil midir sizce de 2012 Türkiyesi’nde?

Bihter CAN ÇAVUŞOĞLU – habercininsitesi.com

[table "5" not found /]

facebook'ta paylas Facebook'ta paylas share this article on stumbleupon share this article on digg share this article on reddit share this article on linkedin share this article on google bookmarks share this article on blinklist share this article on furl share this article on sphinn share this article on newsvine

Bu Habere Yorum Yapın..

DİKKAT!..

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, YORUM KURALLARI'na gözatmanızı tavsiye ederiz.

Site Ekle 24